About

Man makes himself to address some questions by being in this world. Because world life proceeds only with questions. Who am I, what should I do, am I happy, why is this happening, etc. We all carry the questions with us somewhere in our lifetime, maybe there may be questions we carry until our life ends.

But after all these questions, the “sultan of the questions” comes and sticks to our collar one day and asks us to find various answers about him until we die.

This question is: Where did you live your life?

İsmet Özel said, “Living has passed away,” Yahya Kemal said, “I have seen and understood the adventure of living.”

Perhaps it is necessary to think of the questions we ask throughout our lives like the organs of a body. When we ask the question “where did you live your life“, we will reach a magnificent whole, a body. This is a joy. Because people who struggle with all kinds of problems and questions have reached a question, a whole that can be an answer to a total, by asking this question.

It can only be demonstrated that even the arrival to this question is given the right to “exist“. And of course, the answers we give to this question are a long “wish” boarding. We live to come to this question, and even if we managed to find an answer to this question, this answer is of course sad. Because this is the world.

Hello, I’m Alperen Özin. In this blog, I am looking for an answer to the question “where did you live your life”.

While doing this, it takes the cities, places and history with me; I think that I can find an answer to the “sultan of questions” as a result of the ties that can be established with these, that is, life.

¥¥¥

İnsan, bu dünyada olmaklığıyla birtakım sorulara kendini muhatap kılar. Çünkü dünya hayatı ancak sorularla ilerler. Ben kimim, ne yapmalıyım, mutlu muyum, neden böyle oluyor vb. soruları hepimiz ömrümüzün bir yerinde yanımızda taşırız, belki de yaşamımız sona erene kadar taşıdığımız sorular da olabilir bunların içinde.

Fakat bütün bu sorulardan sonra “soruların sultanı” gelip günün birinde yakamıza yapışır ve ölümümüze kadar bizden kendisi hakkında türlü cevaplar bulmamızı ister.

Bu soru şudur: Nerede tükettin ömrünü?

İsmet Özel, “yaşamak geçti başımdan” demiştir bu soruya, Yahya Kemal ise “gördüm ve anladım yaşamak macerasını“.

Hayatımız boyunca sorduğumuz soruları bir vücudun organları gibi düşünmek gerekli belki de. “Nerede tükettin ömrünü” sorusunu sorduğumuzda sorulardan heybetli bir bütüne, bir vücuda ulaşmış oluruz. Bu mutluluk vericidir. Çünkü onca sorunlarla, sorularla cebelleşen insan, sonunda bir toplama cevap olabilecek bir soruya, bir bütüne varmıştır bu soruyu sorarak.

Sadece bu soruya varış bile “var olmanın” hakkının verildiğine delalet gösterilebilir. Ve elbette bu soruya verdiğimiz cevapların içinde uzunca bir “keşke” yatılıdır. Bu soruya gelmek için yaşarız ve bu soruya bir yanıt bulmayı başarabilmişsek bile, bu yanıt elbette hüzünlüdür. Çünkü burası dünya.

Merhaba, ben Alperen Özin. Bu blogda “nerede tükettin ömrünü” sorusuna cevap arıyorum. Bunu yaparken de şehirleri, mekanları ve tarihi yanıma alıyor; bir ömrün ancak bunlarla, yani hayatla kurulabilecek bağlar sonucu “soruların sultanı“na cevap bulabileceğimi düşünüyorum..